MindMap Gallery "Büyük Selçuklu Devleti: Tarih, Yönetim ve Kültür"
Bu zihin haritası, EdrawMind kullanılarak oluşturulmuştur ve Büyük Selçuklu Devleti'nin tarihini, yönetim yapısını, kültürel ve askeri yapısını detaylı bir şekilde özetlemektedir. Devletin kuruluşundan yıkılışına kadar olan süreç, hükümdarlar, devlet yapılanması, hukuk sistemi, eğitim ve kültür gibi konuları kapsamaktadır. Ayrıca, devletin coğrafi sınırları ve etkileşimde bulunduğu diğer medeniyetler de ele alınmaktadır.
Edited at 2023-05-26 19:03:54Büyük Selçuklu Devleti
Selçukluların ortaya çıkmasından çok önce, Türkler asker olarak Abbasi ordusunu alınmışlardı. Selçuklular birinci bin yılın sonlarındaki büyük göçlerin sonucunda ortaya çıkmıştır. Selçuklular kuşkusuz, Müslüman Orta Asya ve Horasan'a gelen ilk Türk grubu olmadıkları gibi, Anadolu'ya gelen ilk Türkler de Selçuklular değildi, onlardan önce Hunlar ve Sabirler gelmiş, ama yerleşememişlerdi.
Ortaya Çıkışı
Oğuzlar
Kınık Boyu
Hazarlar
Göçler
Bu dönemlerde (1000-1050) günümüz Kuzey Çin'de bulunan Hitay hanedanın yükselişi, Oğuzların sadece Karadeniz bozkırlarına göç etmelerini sorumlu tutulmasa da, batiya doğru bir göç başlatma ihtimalini korumaktadır. Yine bu döneme yakın zamanda Orta Asya'da artan kuraklığın göçlerin hızlanmasında etkili olmuş olabilir. Hatta bazı Çin kaynaklar, 10. yüzyılda kuraklıktan ötürü bazı aşiretlerin açlıktan yok olduğunu belirtmektedir. Dolasıyla Oğuzlar olarak bilinen aşiretlerin yavaş yavaş Moğolsitan'dan Orta Asya içlerine, oradan da Volga'ya doğru itilmesi sonucu, Batıya doğru göç dalgalarını başlatmış olabilir. Bu göçler Avrasya tarihi için önemlidir ve etkileri Bizans ve Doğu Avrupa'da hissedilmiştir.Etkilere örnek olarak, Anadolu'da Türkleşme ve İslaşma sürecinin hızlandığı, Türk kültürünün daha geniş alana yayıldığı ve göç edilen bölgelerdeki diğer aşiretlere ve gruplara askeri teşkitlanma konusunda örnek olmalarını örnek verebiliriz.
Hükümdarlar
Hükümdarlar Tam Liste: Tuğrul Bey (1040-1063) Alp Arslan (1063-1072) Melikşah (1072-1092) Berkyaruk (1092-1104) Muhammed Tapar (1104-1118) Mahmud Sencer (1118-1157) Kılıç Arslan II (1155-1192) Süleyman Şah (1175-1196) Kılıç Arslan III (1192-1196) Giyaseddin Keyhüsrev | (1192-1196) Izzeddin Keykavus I (1196-1204) Alaeddin Keykubad I (1204-1237) Giyaseddin Keyhüsrev II (1237-1246) Alaeddin Keykubad II (1246-1257) Giyaseddin Keyhüsrev III (1257-1265) Rükneddin Süleyman (1265-1282) Giyaseddin Keyhüsrev IV (1265-1293) Alaeddin Keykubad III (1293-1294) Giyaseddin Keyhüsrev V (1294-1303) Mesud II (1303-1308)
Önemli Savaşlar
Dandanakan Muharebesi (1040): Gazne Imparatorluğu'na karşı bağımsızlık savaşıdır. Selçuklu İmparatorluğu'nun kurucusu Tuğrul Bey, Gazne Imparatorluğu'nu yenerek bölgedeki egemenliğini sağlamıştır.
Malazgirt Meydan Muharebesi (1071): Selçuklu hükümdarı Alp Arslan, Bizans İmparatorluğu'nun ordusuyla Malazgirt'te karşılaşmış ve büyük bir zafer elde etmiştir. Bu zafer, Selçuklu İmparatorluğu'nun Anadolu'ya yayılmasını hızlandırmış ve Bizans'ın Anadolu'daki kontrolünü zayıflatmıştır.
Kösedağ Muharebesi (1243): Selçuklu İmparatorluğu'nun zayıflamasıyla Moğol İmparatorluğu'nun baskısı artmıştır. Bu Muharebere ile, Moğollar ile Selçuklu İmparatorluğu arasında gerçekleşmiştir. Moğolların zaferi sonucunda Selçuklu İmparatorluğu'nun gücü daha da azalmış ve Moğollar Anadolu'ya hakim olmuştur.
Yönetim
Monarşik Kut Anlayışı
Divan Örgütü
Divan-ı Mezalizm
DİVAN-I TUĞRA
DİVAN-I ARZ
DİVAN-I SALTANAT
DİVAN-I İŞRAF
Hukuk Sİstemi
Şer’i Hukuk:
ÖRFİ HUKUK
Ordu ve Taktikler
Selçukluda Ordu: Selçukluların kullandığı taktikler birçok açıdan Avrasya bozkırlarına özgü olan taktiklerdi. Bozkır orduları her ne kadar kendilerini serbestçe akışa bırakan, taktiklerini yol boyunca sanki doğaçlama geliştiren gevşek kuvvetlerin birliği gibi görünsede aslında Avrasya orduları gibi disipli ve iyi örgütlenmişlerdi. Selçuklu ordularını tek bir güç olarak algılamak mümkün değildi. Çünkü aşiret düzenine sahip olan selçulular, genellikle birkaç kumandanin etrafında kümelenme eğilimi içindeydiler. Ender olarak ortak bir düşman için birleşebiliyorlardı fakat hiç bir zaman Moğol ordularının yaptığı gibi aynı amaca yönelmiş tek güç olarak hareket edemiyorlardı. Ve birazdan bahsediceğim o zamana göre berice şaşırtıcı olan savaş stratejileri için bir savaş meclisi toplanırdı.
Sahte Geri Çekilme
Kuşatma
Manevra Yeteneği
Selçuklu Devleti ve İslam
İslam dininin, Türklerin dünya görüşünü ne kadar etkilediği tartışmaya açıktır, ama gene de bazı değişiklikler yarattığı kesindir. Kaşgarlı Mahmud, bazı hadisler aracılığıyla Türk egemenliğini meşrulaştırmaya çalışmıştı, ama büyük olasılıkla bunların asıl hedef kitlesi Abbasilerdi. Selçukluların Müslüman olmasından çok sonra bile Orta Asya'nın bazı bölgelerinde putperestlikle ile ilgili inançlar yaygınlığını korumaya devam etmişti, Türkmenler, Müslüman olamamış akrabalarıyla ittifak yapabiliyorlardı. Selçuklulara katılan bütün bu çeşitli Türkler, İslam dinini sözde kabul ediyor görünüyor ve bazen bunu bile yapmıyorlardı. Dolasıyla Müslüman toplumlarda, günlük yaşama müdahale etmeden kolayca varlığını sürdürebiliyordu.
Kaynakça: Peacock, A. 2010, Selçuklu Devleti'nin Kuruluşu Yeni Bir Yorum 6. Baskı, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, İstanbul https://islamansiklopedisi.org.tr/ https://www.metmuseum.org/
Oğuz devleti 10. yüzyılın sonu ya da 11.yüz yılın başlarında çökmüştür ama neden çöktüğü bilinmez. Ómeljan Pristak'ın önerdiği ve genellikle kabul gören sav, Oğuz devletinin 11. yüz yılın ortalarında bati bozkırlarında önemli bir güç haline gelen Kıpçakların baskısı sonucu yıkıldığı yolundadır. Oğuz devletinin yıkılmasında varsayılan ikinci etken Selçuklulardır. Bu sav eğer sonradan Müslüman olan ve Müslüman olmayanları topraklarından atıp İslam dünyasına yayılan Türkmenler, Selçuklular olarak kabul edilir ise doğrudur. Ama söylenenleri olduğu gibi kabul etmek doğru değildir. Özetle Selçukluların Oğuz devletinin çöküşünde etkili olduğu konusunda elle tutulur hiçbir veri yoktur.
Boylar arasından Kaşgarlı Mahmud'a göre en itibarlı boy Selçukluların dahil olduğu Kınık boyu idi. Éğer bunu 11. yüzyılın sonlarında Selçuklu kenti olmuş Bağdat'tan yazdığını varsayarsak, Kınık'ı ilk sırada yazmaktan başka bir çaresi olmadığını anlarız. Eğer daha erken dönemlerde yazsaydı Oğuzlar içindeki en önemli boy belki de Salgurlular idi, ancak Selçukluların daha saygın bir şecereye sahip olma iddiaları 11. yüzyılda kabul görüyordu.
Hazarlar Erken tarihli kaynaklar Selçukluları, Güney Rusya bozkırlarında hüküm süren Hazar Kağanlığı'yla da ilişkilendirirler. Hazarların çoğunluğu etnik açıdan Türk olmakla birlikte, Yahudi inancına sahipti. Melikname'nin yanı sıra, İbn Hassul'ün Türklerin üstünlüklerini övdüğü kitabında Hazalara yaptığı bir referans da bunu desteklemektedir. !3. yüzyılda yaşamış İbn Tiktaka da Selçukluların Hazar Türklerinden olduğunu ve Türk hakanları ile birlikte hizmet ettiklerini belirtmiştir. Selçuklular ile Hazar bağlantısı, Orta Asya Türkleri arasında oldukça düşük bir toplumsal ve kültürel seviyede olan bir boyun parçası olan Selçukluları, Güney Rusya'da yaşan Hazarlar gibi daha güçlü ve tanınmış bir toplulukla ilişkilendirebilmek niyetiyle ortaya atılmış olabilir. İslam kaynakları da (Vis ü Ramin, Tafdil) Selçuklu Hazar bağlantısına değinmekten kaçınmıştır. Özetle Selçuklu ile ilgili metinler 12. yüzyıldan itibaren Hazarlara değinmekten kaçınmıştır.
Oğuzlar Anlamı ve nasıl söylendiği tam bilinmeyen Selçuk sözcüğü, ilk başta bir kavim ya da aşiretin değil, bir kişinin adı olarak kullanılmıştır. Selçuk'un 10. yüzyılda, Aral Gölü ile Volga arasındaki bozkırda yaşayan bir boyun Dukak ya da Tukak adlı beyinin oğlu olduğu söylenir. Selçuk ve ailesinin Oğuzların Kınık boyundan geldiği düşünüldüğü için Selçuklular ve onları destekleyenler el-guz ya da el-etrakü'l- guzzive (guz.Oğuz) olarak tanımlanmış. Oğuzların adına Moğolistan'daki Orhun Yazıtlarında rastlanır. Oğuz terimi ilk çiktığında "aşiretler birliği" anlamına gelen siyasal bir terimdi. Oğuz olarak adlandırılan gruplar, Orta Asya'da varlık gösteren II. Göktürk Kağanlığı içinde önemli bir rol üstlenmişleridir, ama bunların Selçuklular ile Aral Gölü çevresinde karşımıza çıkan Oğuzlarla herhangi bir etnik bağları olup olmadigi tam bilinmektedir. Bu Oğuz boylarının anavatanı büyük olasılıkla Moğolistan idi. Bu dönemlerde (1000-1050) günümüz Kuzey Çin'de bulunan Hitay hanedanın yükselişi, Oğuzların sadece Karadeniz bozkırlarına göç etmelerini sorumlu tutulmasa da, batiya doğru bir göç başlatma ihtimalini korumaktadır. Yine bu döneme yakın zamanda Orta Asya'da artan kuraklığın göçlerin hızlanmasında etkili olmuş olabilir. Hatta bazı Çin kaynaklar, 10. yüzyılda kuraklıktan ötürü bazı aşiretlerin açlıktan yok olduğunu belirtmektedir. Dolasıyla Oğuzlar olarak bilinen aşiretlerin yavaş yavaş Moğolsitan'dan Orta Asya içlerine, oradan da Volga'ya doğru itilmesi sonucu, Batıya doğru göç dalgalarını başlatmış olabilir. Bu göçler Avrasya tarihi için önemlidir ve etkileri Bizans ve Doğu Avrupa'da hissedilmiştir. Bu göçler dolasıyla Aral Gölü dolayında, Güney Rusya Bozkırlarındaki Hazar Kağanlığı ile Maveraúnnehir'deki Müslüman Samaniler arasında kalan, doğu sınırında ise Karluk konfederasyonu ile komşu olan bir Oğuz devletinin ortaya çıktığı kabul edilmektedir.